debelenmek

nsz
1. 挣扎, 打颤: Gözüm, yerde ters yüz edilmiş debelenen bir kaplaumbağaya ilişti. 我突然看到一只乌龟四脚朝天在地上挣扎。Polisler bu arada, kurtulmak için çırpınan ve debelenen Sadi'nin ceplerini arıyorlardı. 萨迪拼命挣扎想摆脱, 而警察则翻了他的口袋。
2. 转́ 白忙活: Aslan debelenmiş, debelenmiş, ama kendi kendini parçalamaktan başka bir şey gelmemiş ki elinden. 狮子一阵忙活, 但是除了把自己抓得稀烂以外一无所获。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • debelenmek — nsz 1) Bir acının etkisiyle veya bir baskıdan kurtulmak için çırpınmak Polisler bu arada, kurtulmak için çırpınan ve debelenen Sadi nin ceplerini arıyorlardı. T. Buğra 2) Çırpınmak, tepinmek, kımıldamak Gözüm, yerde ters yüz edilmiş debelenen bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • debelenmek — yerde yuvarlanmak …   Beypazari ağzindan sözcükler

  • çırpınmak — nsz 1) Acı ile debelenmek Bir oltanın iğnesinde çırpınan bir balık. O. V. Kanık 2) Kaslar birdenbire kendiliğinden ve düzensiz bir biçimde kımıldamak, ihtilaç etmek 3) Ses çıkararak hafifçe dalgalanmak Bayrakları arzularımla çırpınan gemiler, bir …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • debelenme — is. Debelenmek işi …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağmak — tayran ve uruc ve suud etmek; her yana kayup debelenmek; meyl …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ağnamak — gülmekden bayılmak, telbet etmek, debelenmek, kendinden geçmek, giliden …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • agnamak — (hayvanlar) yatıp debelenmek; kekemeleşmek, dili tutulmak I, 289 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.